Dominic Scott
Dominic Scott
Dominic Scott
Dominic Scott
ARTİZAN ÜRETİM

Fermente Gıda – %100 Doğal Butik Üretim / Siparişe Özel

2019 sonlarına doğru sol bacak ağrısıyla başlayan serüvenin Fitmaya’yı işaret edeceğini kim bilebilirdi ki? 🙂 Sol bacak ağrısı, üzerine basamama… Haliyle yürüyememe durumu. Acilden hastaneye gidişler! Siyatik sinir ağrısı tanısı konulması, bir sürü iğne ve ilaç reçete edilmesi. Ancak sonucunun başarısız olması artık bedeni baya yormuştu. 7/24 dinmeyen bir ağrı. Artık tamamen yürüyememe… sol bacağın üstüne basamama… En sonunda her şeyi görebilmek için emar çekimi ve L5 bölgesinde patlamış bir fıtık. Fıtığa dair vücudumda hiçbir şekilde hiçbir kendisini fark ettirme durumu olmadı, olsa bu acıyı çeker miyim? Ona gözüm gibi bakmaz mıyım? Felç kalma riskiyle karşı karşıya kalmayı bir kenara bırakırsak 7/24 süregelen ve hiç inmeyen aksine zaman geçtikçe verdiği acının şiddetinin artması. Sinire kocaman bir fıtığın baskısı. Diş ağrısını düşünün. Hatta kanal tedavisi olması gereken dişi düşünün. Acısı kulağa, beyine kadar vurur, yerinizde duramazsınız acıdan. Ben hem hareket edemiyordum hem acıdan kıvranıyordum. Acil apar topar güvendiğimiz başarılı doktorumuzu bulduk, mecburen özelde ertesi sabah ameliyatımı oldum. Korku vardı tabi, çok riskli bölge olduğundan hata affetmeyen bir durumdu. Kuş gibi hafiflemiştim. Yürüyebiliyordum artık. Acı hissetmeden yürüyebilmek nasıl bir lüksmüş o an fark ettim. Tabii ameliyatın bir de sonuçları olacak. En az 30 gün yatak istirahati modu. İşim bilgisayar işi olduğundan yatağıma tüm donanımı kurdum öyle çalışmaya devam ettim, o yüzden çok da canım sıkılmadı açıkçası. Tabii bu serüven burada bitmedi. Evren tokadını ata ata sağlıklı beslenmeye doğru yöneltecek. Çünkü ben ilk tokatta anlamamışım demek ki bir sonraki hamlesi Osmanlı tokadı gibi geldi. 40 gün sonrasında 2020 yılbaşından sonra 4. gün. Yine ağrı… aynı şekilde ama daha ağırı. Yine yürüyememe durumu. Doktorumla irtibat halindeyiz. Daha sert bu seferki acı. Acı eşiğim yükseldi sanırım bu sayede :). İltihap olabilir dedik, tahlillerimizi yaptırdık, temiz. Yine emar çektirmek zorunda kaldık. Bu sefer ilaçlı emar. Fıtığın alındığı bölgeye kıkırdak doku kayması olmuş, daha sert olduğu için haliyle acısı da daha sert. Bu sefer gece yarısı 12de Haseki Devlet Hastesinde acilden ameliyata alındım. Çok nadir olabilecek bu kıkırdak doku durumu benim başıma gelmişti.. İnanılır gibi değildi, belki de haketmiş olabilirim. Çok yerimde durmuş olmayabilirim. O kısımdan çok emin değilim :). Tabii bu ameliyatın faturası daha ağır oldu fiziki olarak. 45 gün heyet raporu. Kesinlikle yatak istirahati. Zorlamak yok. Kıkırdak alındığı için vücut genç olduğundan kendisi üretebilirmiş zamanla. Bu yüzden beslenmeye de önem vermek gerekiyormuş. Beslenmeye önem vermek? Pek anlamazdım. 45 gün geçti, normal hayatıma döndüm ancak bel kısmında yine ağrılar oluyor, arada uyurken bacak kasılmalarım nüksetmeye başlamıştı. Bel egzersizlerimi de yapıyordum halbuki.. Bu 1 sene kadar sürermiş. Şuanda 7. ay bitmek üzere. Derken… Karantina döneminde biraz spor yapayım, hava alayım diye bisikletimle dışarı çıktım. 20 yıllık bisiklet binicisiyim hiç bisikletten düşüp bir yerimi kırmamıştım, taa ki o güne kadar. Belimi koruyayım derken dikey ve sert bir şekilde sol omzumu direğe çarpınca köprücük kemiğimi kırmış bulundum. Bacağımı, kolumu kırsam daha iyiymiş diye düşündüm çünkü köprücük kemiği kırığı tam hareket kısmı boyundan olduğundan yine bel gibi hareketiniz komple kısıtlanıyor hatta yatarken mecbur sırt üstü yatıyorsunuz yatağa omzunuzu yerleştirirken bile 1-2 kere acıdan kalbiniz durabilecekmiş gibi bir duruma gelebiliyorsunuz. İşte ilikli kemik suyunu artık içmem gerektiğini düşündüğüm an tamda o an olmuştur. Ve yeni bir serüvene adım atma süreci başlamış oldu. Aslında yine düzenli içmiyordum ilikli kemik suyunu. Karantina sonrası yeni normal düzene geçtiğimizin ikinci haftasında kedilerimle oynarken ceyrandan kapanan çelik kapı arasına parmağım sıkışınca ve sol yüzük parmağım uçtan kırılınca artık yeter dedim!!! Evrenin mesajı artık çok sıkıcı olmaya başlamıştı. Neyse öğreneceğim farkındalık öğreneyim de gideyim moduna bürünmüştüm. Canımın acıması artık sinirimi de bozmaya başlamıştı. Omzum da hala yatarken acıyor, belim keza öyle tam iyileşmemiş, bir de üzerine parmak kırığı! 2019-2020 dönemi sağlıkla mücadele ederek geçince artık elzem bir durum oldu İLİKLİ KEMİK SUYU’nu mutfağımızda barındırmamız. Marketlerde satılan ilikli kemik sularını kesinlikle kullanmadım, tavsiye de etmiyorum. İçlerinde mutlaka kimyasal, katkı koruyucu madde oluyor bu yüzden de yararları çok çok az. Ben kendim artık deneye yanıla yapa yapa, sebzeli ya da sadece şekilde yapıp, sabahları aç karnına 1 bardak su ilikli kemik suyunu içmeye başladım. Karton bardaklara bölüştürüp buzluğa atıyorum ve her sabah bir tanesini alıp benmari usulü eritip içiyorum. 1,5 aydır da düzenli bir şekilde her sabah içiyorum. Böyle böyle derken çevremdeki sevdiklerime de ilikli kemik suyu tüketimini aşılamaya başladım. Çünkü ben 1,5 ay düzenli kullanımdan sonra yararlarını gözle görülür bir şekilde hissetmeye / görmeye başladım. Hem bu pandemi sürecinde bağışıklığınızı arttırıyor, hem de kemik suyunda bulunan klajen, kondroitin ve glukozamin zayıflayan kıkırdak dokusunu güçlendirip kemik sağlığına destek oluyor. Vee en sevdiğimiz faydası da içerdiği kolajen ve jelatin sayesinde cildi yaşlanmaya ve kırışıklıklara karşı koruması. Saçları ve tırnakları da güçlendirmesi bonus puan. Hele hele dana kemiğinden saf ilik yağı, saç / sakal maskesi, cilt maskesi olarak kullanımının faydaları saymakla bitmez.

İşte benim hikayem Fitmaya ile böyle başladı. Gerçi benim pek mutfakla işim olmadı bu yaşıma kadar. Sağlık söz konusu olunca eli mecbur mutfağa giriş yapmak zorunda bıraktırıldım evren tarafından. Her zaman yanımda olan sevgili annem, bu süreçte de en önemli yoldaşım, ortağım oldu. Bana öğretti. Püf noktaları anne iç güdüsüyle şifa olsun dualarıyla bana aktardı. Kendisi hem Fitmaya’nın da isim annesi oldu. İnanır mısınız? Ben 10 yıldır dijital sektörde özel kurumlarda çalışmış o kadar tecrübe edinmiş olmama rağmen, annemin yarattığı isim ne de güzel yakıştı mutfağımızda ürettiğimiz şifa deposu iksirlerimize. FİTMAYA!

Ben fayd